Şampanyaya kabarcıkları kim koydu – Son Dakika GastrOda Haberleri
Şampanya kelimesi akla ilk gelen şeylerden biri patlayan mantar sesleri ve coşkulu kabarcıklardır. Bu meşhur Fransız köpüklü şarabın öyküsü, yüzyıllar boyunca patlayan şişeler, İngiliz bilim insanları ve varlıklı dul kadınların katkılarıyla şekillendi.
Şampanya, zenginlik, zarafet ve eğlencenin sembolü bir içecektir. Yeni yıl partilerinden romantik akşam yemeklerine kadar her kutlamada yerini alır. Dünyanın birçok yerinde köpüklü şarap üretilirken, “Şampanya” adını alabilmesi için şarabın yalnızca Fransa‘nın Şampanya bölgesinde yetişen üzümlerden üretilmesi ve özel “méthode champenoise” yöntemiyle kabarcıklanması gerekmektedir.
Şarap, fermantasyon süreciyle üretilir; mayalar, üzümdeki şekeri alkole dönüştürürken karbon dioksit gazı açığa çıkar. Normal şaraplarda bu gaz şişeden dışarı kaçarken, köpüklü şaraplarda ikinci bir fermantasyon şişe içinde gerçekleşir ve gaz burada hapsolur. Şişe açıldığında çıkan kabarcıklarla birlikte o tanınmış “pat” sesi duyulur.
Şampanyanın ilk kabarcıklarının ne zaman ortaya çıktığını kesin olarak söylemek güçtür. Çünkü doğada kendiliğinden meydana gelen köpüklü şarap, şarap yapımının icadı kadar eskidir. Şampanya bölgesi, 2000 yıldan fazladır bağcılıkla uğraşan, Roma dönemine dayanan derin bir tarihe sahiptir. Ancak o zamanlar şaraplar köpüklü değil, durağan (sakin) olarak üretilirdi.

Orta Çağ’da, Şampanya’daki manastırlarda hafif kırmızı şaraplar üretilirdi ve Fransız kralları bu bölgenin şaraplarını tercih ederdi. Bölgenin soğuk iklimi nedeniyle, kış aylarında fermantasyon durur ve ısının artmasıyla tekrar meydana gelirdi; bu da şişede gaz birikimine yol açardı. Bu durum, bazen şarabın köpürmesine, bazen de şişelerin patlamasına neden oluyordu.
Köpüklü şarabı bilinçli şekilde üretmeye başlayanların İngilizler olduğu düşünülmektedir. Şampanya şarapları İngiltere‘ye fıçılarla gönderilir, orada kalın cam şişelere aktarılır ve şişe içindeki ikinci fermantasyon gerçekleşirdi. İngilizler bu köpüklü şaraptan o kadar hoşlandı ki, kendi köpüklü şaraplarını üretmeyi de öğrendiler.
1662’de İngiliz bilim insanı Dr. Christopher Merret, kapalı şişelere şeker ekleyerek köpüklü şarap yapımını belgeledi. Bu yöntem, halen günümüz şampanya üretiminin temelini oluşturuyor.

Dom Pérignon
Şampanya ile ilgili efsanelerden biri de Dom Pérignon’dur. O, aslında köpüklü şarabın icadıyla ilişkilendirilmez; aksine, farklı üzüm çeşitlerini harmanlayarak daha hafif ve karmaşık şaraplar üreten bir keşiş olarak bilinir. Hatta köpüklü şarabın ortaya çıkmasını engellemiş olabileceği bile söylenir.
18. yüzyılda, İngilizlerin köpüklü şarap tutkusunun Fransız aristokrasisi arasında da yayılmaya başlamasıyla, 1729’da yalnızca köpüklü şarap üreten ilk şampanya evi Ruinart kapılarını açtı.
Şampanyanın gelişiminde önemli rollerden birini 19. yüzyılda dul kadınlar oynadı. O dönemde dul kadınlar mülk sahibi olabilir ve işletmeleri yönetebilirdi. Barbe-Nicole Ponsardin, nam-ı diğer Madame Clicquot, kocasının vefatının ardından şarap işini devraldı ve Napolyon Savaşları’nın zorluklarına rağmen işini büyüttü. En büyük başarısı, fermantasyon sonrası şişe ağzında toplanan tortuyu kolayca uzaklaştıran “riddling” (şişe çevirme) yöntemini geliştirmiş olmasıydı. Bu sayede tortu rahatça atılıyor ve şarap daha berrak hale geliyordu.

1860’larda, başka bir dul kadın olan Louise Pommery, daha az şekerli, kuru (brut) bir Şampanya üretti. Bu çeşit, İngiltere’de büyük beğeni topladı ve günümüzde Şampanyanın en popüler türlerinden biri haline geldi.
Şampanya bölgesi, tarih boyunca birçok savaş ve işgale tanıklık etti. I. Dünya Savaşı’nda üzüm bağlarının %40’ı zarar görse de, o zamanlardaki kadınlar şarap üretimini sürdürerek bölgenin canlı kalmasına olanak sağladı.
II. Dünya Savaşı sırasında ise Winston Churchill’in ünlü sözü duyuldu: “Unutmayın beyler, biz sadece Fransa için değil, Şampanya için savaşıyoruz!”
Odatv.com
