Blog

Urla’da zeytin ve sanat – Son Dakika GastrOda Haberleri

Zeytin dalının serin yeşilliği, eski bir duanın nağmesi gibi yüreğe işler; tanrıça Athena’nın alnından fışkıran ilk zeytinin gölgesinde, kadim kültürün en derin anıları yaprakların arasında sessizce yeniden hayata geçer.

Bir efsaneye göre, Attika’nın kayalık topraklarına mızrağını saplayan Athena, insanlığa barışın ve bereketin simgesi olan ölümsüz ağacı armağan etmişti. O ilk dal, Poseidon’un tuzlu dalgalarına karşı zafer kazanmış; zeytinyağı ise tanrıların ambrosiasına rakip olacak nitelikteydi. Aristeus’un oğlu, zeytinin sıkımının gizemini insanlara öğretmiş; Herakles’in sopası zeytin ağacından oyulmuş, Hercules’in altı emeğinden biri de Peloponnesos’un vahşi zeytinlerini evcilleştirmek olmuştu.

Binlerce yıla şahitlik eden bu kutsal ağaç, sanatın iyileştirici nefesiyle birleşti; II. Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali, üç gün boyunca Ege’nin en güzel rüzgârını Urlalıların yüreklerine taşıdı.

Sergiler açıldı, heykel atölyelerinde sanatçılar ustalıkla çalıştı… Sofralara konan bir damla taze yağ, Athena’nın armağanını, Aristeus’un bilgisini, asırlık hikâyeleri dudaklarda hissettirdi; tadı hâlâ ilahi.

Antik çağlardan bu yana zeytin ve zeytinyağının önemli merkezlerinden biri olan; Anadolu’da yer alan en eski yağhaneyi barındıran Klazomenai Urla-İskele’de…

Festival süresince zeytin temalı sergiler, uluslararası sanatçı performansları, zeytin ve zeytinyağı tadımları, çocuk atölyeleri, yerel üretici stantları, konserler ve gösteriler Urla sokaklarını adeta başka bir dünyaya taşıdı. Üç gün boyunca orada bulunmanın ardından, geriye sadece güzel anılar değil, aynı zamanda zeytinin taşıdığı kültürel mirasın önemiyle ilgili güçlü bir farkındalık da kaldı. Festival, üreticinin emeğine değer verdiği gibi, zeytin ve zeytinyağının uygarlıklar boyu sahip olduğu o yüce değerin yeniden hatırlanmasını amaçladı.

Çünkü unutmayın, “Zeytin sadece bir meyve değildir, bir barıştır; bir hikâyedir; bir gelecektir.”

Şimdi festivalden notlarımı sizlerle paylaşıyorum…

COLUMELLA’DAN AKDENİZ’İN BUGÜNÜNE
Roma İmparatorluğu’nun büyük tarım bilgini Lucius Junius Moderatus Columella, bugün yaşıyor olsaydı, muhtemelen Akdeniz’in zeytinliklerine bakarak iklim krizi hakkında keskin, pragmatik ve şaşırtıcı derecede güncel uyarılar yapardı.

Romalı bilge yazar Columella, M.S. 1. Yüzyılda “La Agricultura es la más digna de las actividades humanas por su extraordinario valor económico, ético y social” diyerek, “Tarım, olağanüstü ekonomik, etik ve sosyal değeri nedeniyle insan faaliyetlerinin en soylusudur.” ifadesini kullanmıştı.

İşte Urla’da düzenlenen II. Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali’nin üzerine yoğun tartıştığımız paneli de tam olarak bu sorudan yola çıkarak başlattık: “Columella bugün yaşıyor olsaydı, iklim değişikliğini nasıl değerlendirirdi?” Bu soruyu masaya yatıran kişi, İspanya Zeytinyağı Okulu’nun kurucu ortağı Susana Romera Arias oldu. Büyük tarımcının iki bin yıl önce kaleme aldığı satırlardan esinlenerek, zeytin ağacının sınır tanımayan direncini, suyun giderek artan önemini ve sıcaklık artışlarının kaliteye etkisini detaylıca anlattı.

Bu panelde antik çağın bilgeliği modern dünyanın kaygılarıyla buluştu; Marta Gonzalez Eguizabal ise net bir mesaj verdi: “İspanya’nın deneyimi, zeytinlik alanlarının iklim çözümünün önemli bir parçası olabileceğini gösteriyor; yeter ki tüm değerler tanınsın.”

Zeytinliklerin yalnızca üretim alanı olmadığını, aynı zamanda devasa karbon yutakları olduğuna dikkat çeken Marta, sürdürülebilir bir geleceğin üç temel ilkeye dayanabileceğini vurguladı: Protect – Value – Reward… Koru – Değer Ver – Ödüllendir… Bu üç kelime, bence zeytincilik dahil tüm tarım sistemlerinin temel taşı olmalıdır. Çünkü zeytine değer veren toplumlar, hem doğayı koruyabilir hem üreticiyi destekleyebilir, hem de Akdeniz ekosistemini geleceğe taşıyabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir