Dash diyeti nedir I Dash diyetinin özellikleri
Her yıl ocak ayında, diyet dünyasında onlarca seçenek kısa sürede mucize vaatleriyle belirir. Hızlı kilo kaybı, “detoks” etkisi ya da metabolizmanın sıfırlanması gibi iddialarla öne çıkan bu modellerin arasında, yaklaşık 30 yıldır sessizce varlığını sürdüren ve modaya değil bilime dayanan bir yöntem bulunuyor; DASH diyeti.
DASH, yani Dietary Approaches to Stop Hypertension, bir “yeniden başlatma” programı değil; uzun vadeli sağlık hedefiyle oluşturulmuş, sürdürülebilir bir beslenme modelidir. En dikkat çekici yanı ise etkilerinin sadece birkaç hafta içerisinde fark edilebilir olmasıdır.
DASH diyeti, 1990’ların başında ABD Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü (NHLBI) tarafından yürütülen kapsamlı bir klinik çalışmanın sonucudur. Hedef, ilaç kullanmadan, yalnızca beslenme düzeniyle tansiyonu
1997’de The New England Journal of Medicine’da yayımlanan sonuçlar, bu soruya kesin bir “evet” yanıtı verdi. DASH modelini uygulayan bireylerin kan basıncı, sadece sekiz hafta içerisinde anlamlı şekilde düştü; üstelik başka büyük yaşam tarzı değişikliklerine başvurmadan.
Uzmanlara göre DASH’in asıl gücü, katı yasaklar, net sınırlar ya da belirli gıda gruplarını tamamen dışlamamasında yatıyor.
DASH’İ DİĞER DİYETLERDEN AYIRAN NE?
Ketojenik ya da paleo gibi popüler diyetlerin aksine, DASH herhangi bir besin grubunu tamamen kesmek yerine, tüm grupları dengeli biçimde sofraya geri getirir.
Modelin temel dayanak noktası; sebzeler ve meyveler, tam tahıllar, az yağlı süt ve süt ürünleri, balık ve tavuk gibi yağsız protein kaynakları, kuruyemişler, baklagiller ve tohumlara kuruludur.
Sınırlandırılanlar ise belli; aşırı tuz, ilave şeker, doymuş yağ ve ultra işlenmiş ürünler.
Bu özelliğiyle DASH, Akdeniz diyetiyle benzerlik gösterse de, özellikle sodyum miktarının kontrolüne verdiği önemle öne çıkıyor.
HAYATI ALTÜST ETMEDEN NASIL BAŞLANIR?
DASH’in en büyük avantajlarından biri de kolay uygulanabilir olmasıdır. Özel ürünlere, pahalı takviyelere veya katı kurallara ihtiyaç duyulmaz. Uzmanların önerisi basit; her öğüne bir sebze ekleyin, atıştırmalık olarak cips yerine kuruyemiş tercih edin ve sofrada beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeğini deneyin.
Taze ürünlere ulaşmanın zor olduğu durumlarda, dondurulmuş ya da tuzu azaltılmış konserve sebzeler de en az taze olanlar kadar işlevsel olabilir.
Kaynak: The Lancet
Odatv.com
