Kakule nedir I Kakule nasıl kullanılır I Kakulenin tarihi
Harici görünümü sade olsa da, mutfaklarımızın en zarif lezzetlerinden biri olan kakule, zencefil ailesinden olmasına rağmen, dışarıdan buruşuk ve ince kabuklu görünür. Fakat içinde bulunan parlak siyah tohumları, ona “baharatların kraliçesi” unvanını kazandırmıştır.
Kabukların rengi genellikle koyu yeşildir; solgun veya beyazlamış olanlar, işlenmiş ya da düşük kalitedeki ürünlere işaret eder. Daha iri baklalar, içlerinde daha fazla tohum barındırdıkları için daha değerli kabul edilir. Piyasada bulunan büyük siyah baklalar ise çoğunlukla farklı türlere ait olup, tadı sert ve neredeyse tıbbi bir aromaya sahiptir.
Kakule bitkisi, yaprakları ve çiçekleriyle egzotik bir bambuya benzetilir. Hindistan’ın güneyindeki yağışlı tepelerden Sri Lanka’nın bereketli topraklarına kadar geniş bir alanda yetiştirilir. Hasatı zahmetlidir; yıl boyunca birkaç sefer elle toplanır. Günümüzde Guatemala, dünya kakule üretiminin merkezi haline gelmiştir.
Olgun kakule baklaları, keskinliği kadar sıcaklık veren bir aromaya sahiptir. Bu yüzden hem tatlı hem de tuzlu yemeklerde tercih edilir. Sadece basit bir pilava eklenen birkaç bakla, yemeğin aromasını bambaşka bir boyuta taşıyabilir. Arap ülkelerinde kakulenin yeri daha da özeldir; kahve ve çay hazırlarken tohumlarına yer verilir ve misafirlere ikram öncesi baklaların sunulması, bir saygı göstergesi olarak kabul edilir.
Tohumlar tatlı, nane ve narenciye benzeri lezzet notaları sunarken, nadir bulunan siyah kakulenin isli ve odunsu aroması özellikle kuzey Hindistan’ın baharat karışımlarında öne çıkar. Garam masala, ras el hanout, hatta bazı pestolar bu katmanlı koku sayesinde zengin bir lezzet profili kazanır.

Kakulenin yüzyıllardır lezzet ve şifa kaynağı olarak görülmesi tesadüf değildir. Antioksidan özellikleri güçlüdür; idrar söktürücü etkisi sayesinde tansiyona olumlu katkılar sağladığı düşünülür. Sindirimi kolaylaştırması, ağız kokusunu azaltması ve bazı mide rahatsızlıklarında rahatlatıcı etkisi, bu baharatın geleneksel kullanımının temel nedenlerindendir.
Kakule, Orta Doğu’nun kahvesine gizemli bir dokunuş katmasının yanında, İskandinav ülkelerinin hamur işlerinde de öne çıkar. Finlandiya’nın örgülü çöreklerinden Norveç’in narin gofretlerine kadar birçok geleneksel tarif, bu baharatın sıcak ve çiçeksi aromasını yansıtır. Meyveler, çikolata, tatlı patates, tavuk, kuzu eti ve bakliyatlarla olan uyumu adeta şaşırtıcıdır.
Birkaç kakule tanesi, kaynayan şaraplı mercimek çorbasından başlayarak pek çok tarife özgün bir karakter katabilir. Ezilmiş baklalar, kremalı körilere derinlik kazandırırken; yoğurtla hazırlanan bir marinasyonda zencefil ve kişnişle bütünleştiğinde etlere benzersiz bir lezzet sunar. Tatlılarda—özellikle puding, meyve tatlıları ve dondurmada—küçücük bir tutam bile fark yaratır.
Taze meyve salatalarında yıldız anason ve vanilya ile birlikte kullanıldığında ortaya çıkan aroma, neredeyse bir parfümü andırır. Safranla birleştiğinde ise sütlaç gibi klasik tatlılara olağanüstü bir zarafet katar. Kakule, modern kokteyllerde de yer bulmaya başlamıştır; örneğin, acı portakallı martiniye eklenen birkaç damla kakule özü, içeceğe kendine has bir karakter kazandırır.
GÜZELLİĞİN DE VAZGEÇİLMEZİ
Antik çağlardan bu yana nefes ferahlatmaktan sindirime yardımcı olmaya kadar pek çok amaçla kullanılan kakule, Arap kültüründe tohumların çiğnenmesiyle ağız ferahlığı ve rahatlama sağlar. Yunanlılar ise kakuleyi balmumuyla karıştırarak elde ettikleri yoğun kokulu karışımları giysi ve saçlarına takarlardı.
Kakule, en yoğun aromayı taze öğütüldüğünde sunar. Hazır kakule tozu çabucak kokusunu yitirirken, baklaların hafifçe ezilip tohumlarının hemen öğütülmesi her zaman daha başarılı sonuçlar verir.
Odatv.com
