Makarnadan gelatoya; Kış Olimpiyatları’nın en lezzetli hikayesi
Medyanın İtalya dışındaki kaynaklarına göre, Milano–Cortina Kış Olimpiyatları sadece spor performanslarıyla değil, mutfak lezzetleriyle de gündemde. Oyunların ilk günlerinde sosyal medyada yayılan bir video, tüm atmosferi özetler nitelikte. İsviçreli snowboardcu Jonas Hasler kameraya dönerek, “Sanırım Kış Olimpiyatları’nın çikolatalı muffin’ini yakaladım… bir de tiramisuyu!” diyor.
Paris 2024’te Norveçli yüzücü Henrik Christiansen’in TikTok’ta viral kılan çift çikolatalı muffinlerinin, olimpiyat köyünün sembol tatlısına dönüşmesinin ardından, Milano’daki kış oyunlarında tiramisunun taçlandığını söylemek mümkün. Çikolata sevgisi değişmese de, bu sefer İtalyan geleneğinin en ünlü tariflerinden biri ön plana çıkıyor.
OLİMPİYAT DİYETİNE RAĞMEN: “BİR PORSİYON DAHA”
Hasler’ın videosu tam bir gastronomi deneyimi sunuyor. “Birlikte tadına bakalım” diyerek oturduktan sonra çatala uzanıyor ve her lokmayı titizlikle değerlendiriyor. “Tiramisu bir anda tükeniyor. Sadece bir kez görmüştüm, sonunda elimde oldu. Hakkında övgü dolu şeyler duymuştum.” kararı ise anında veriliyor: “Harika, bir porsiyon daha alıyorum. Aman Tanrım!”
Olimpik diyet kurallarına meydan okuyan bu açıklama, sporcu psikolojisinin de bir yansıması olarak öne çıkıyor. Yüksek performans, yoğun antrenmanlar ve yarış stresinin ortasında, tanıdık bir tat veya güçlü bir tatlı deneyimi, sporcular için sadece enerji kaynağı değil; aynı zamanda moral, ödül ve kültürel bir temas olarak görülüyor.
Tiramisunun bu denli beğenilmesi tesadüf değil. Kahvenin uyarıcı etkisi, mascarpone’nin kremamsı dokusu ve kakao tozunun hafif acılığı bir araya gelerek enerji, konfor ve zarafeti tek bir tabakta sunuyor. İtalyan mutfağının “yumuşak gücü” tam da burada devreye giriyor; hem doyuruyor hem de etkiliyor.
GÜNLÜK İTALYAN MUTFAĞININ ZAFERİ
Tabii mesele sadece tiramisu ile sınırlı değil. Sosyal medyada paylaşılan diğer görüntüler, adeta bir İtalya turu sunuyor; lazanya, pizza, focaccia, gnocchi, fusilli al sugo, sandviçler…
Kanadalı kısa kulvar sürat patencisi Courtney Sarault’nun olimpiyat köyü yemekhanesinde sıcacık çikolatalı tortino (molten chocolate cake) karşısında “Oh my God” tepkisi viral olurken, bir başka Kanadalı patenci Ivanie Blondin da aynı tatlıyı överek paylaşıyor.
Predazzo’daki olimpiyat köyünden alınan bir başka görüntüde ise Güney Afrikalı bir sporcu, “four seasons pizza” olarak sunulan, aslında focaccia benzeri ürünü “wonderful” ve “gorgeous” diyerek övüyor. Görünüm ikincil önemde; lezzet ise birinci sırada yer alıyor.
3 Milyon Öğünlük Dev Organizasyon… Olimpiyat mutfağı, romantik bir hikayeden çok devasa bir lojistik operasyonu andırıyor. Üç milyondan fazla öğünün hazırlanması planlanıyor. Milano’daki ana yemekhane 24 saat faaliyet gösteriyor. Bu hizmet, sadece sporculara değil; teknik ekipler, gönüllüler ve organizasyon çalışanlarına da kesintisiz olarak sunuluyor. Ayrıca seyirciler için de 116 farklı yiyecek alanı mevcut.
Böyle büyük çaplı bir organizasyonda yemek servisi, sadece gastronomi değil; strateji, planlama ve sürdürülebilirlik meselesi haline geliyor.
Sürdürülebilirlik ve Kapsayıcılık… Milano–Cortina oyunlarının öne çıkan temalarından biri de sürdürülebilirlik. Tüketilmeyen yiyecekler, Banco Alimentare iş birliğiyle ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Menülerde helal, vegan ve vejetaryen seçenekler de yer alıyor. Ayrıca, kullanılan hammaddelerin mümkün olduğunca organik ve “kilometre sıfır” (yerel tedarik) olması hedefleniyor.
