Dün sigarayla zehirlediler, bugün gıdayla bağımlı yapıyorlar I Sigara şirketlerinin yeni gıda oyunu
Carlo Petrini’nin önderliğinde uzun zamandır savunduğumuz Slow Food felsefesi, şu noktalarda yeniden önem kazanıyor. Yalnızca ne yediğimiz değil, aynı zamanda gıdanın nasıl, kim tarafından üretildiği ve hangi ekonomik sistemin ürünü olarak soframıza ulaştığı meselesidir.
Bir zamanlar sigarayla insan sağlığını tehdit eden şirketlerin, bugün ultra işlenmiş gıdalarla benzer kâr stratejisini sürdürdüklerine dair veriler, soframıza gelen her ürünün yalnızca bir besin maddesi değil, aynı zamanda bir tercih ve politika meselesi olduğunu gözler önüne seriyor.
Belki de artık şu soruyu sormanın vakti gelmiştir:
Sigara paketleri üzerindeki uyarılar uzun yıllar göz ardı edildi. Acaba şimdi market raflarındaki renkli paketlerin arkasındaki gerçeği fark etmek için çok mu geç kaldık?
“HAFİF” YALANLAR, AĞIR BAĞIMLILIKLAR
Peki, bu taktikler nelerdir? Araştırmacılar tek tek çözüme kavuşturdu. Formüle Edilmiş Bağımlılık: Ürünler, beynimizde en yoğun “ödül hissini” (yani dopamin patlamasını) tetikleyecek biçimde, laboratuvar ortamında özel olarak tasarlanıyor. Bir paket cips veya bisküviyi açınca, neden sonuna kadar yemeden duramadığınızı düşündünüz mü? “Diyet” Yanılsaması: Tıpkı bir zamanlar sigaralara “Light” yazarak “daha az zararlı” algısı yaratıldıkları gibi, bugün paketlerin üzerine “hafif”, “az yağlı” ya da “fit” ifadeleri ekleyerek suçluluk duygumuzu azaltıyorlar. Sürekli Tüketim Döngüsü: Tüketicinin tekrar tekrar markete dönmesini sağlayan bağımlılık yapıcı pazarlama stratejileri devreye sokuluyor.
Özetle; dün akciğerlerimizi hedef alan o agresif pazarlama stratejisi, bugün mideniz üzerinden doğrudan beynimize nüfuz ediyor. Zehrin adı değişti, ancak yöntem aynı kaldı.
“Aman tanrım, alt kısımdan iki abur cubur yiyor muyuz, ne olacak acaba?” diyenler varsa, Harvard Üniversitesi’nden Cindy Leung’un paylaştığı şu çarpıcı verileri akıllarına kazımalılar.
Gıda olarak gördüğümüz bu kimyasal bombaları, yani ultra işlenmiş gıdaları yoğun şekilde tüketen bireylerde, Demans (Bunama) gelişme riski %58 oranında artıyor!… Hafif bilişsel bozukluk riski ise %46 daha fazla!
Durum, yalnızca kilo almak veya göbeklenmek meselesi değil. Bu gıdalar bize sadece fiziksel anlamda zarar vermiyor; adeta zihnimizi ele geçirerek, yavaş yavaş sağlığımızı tüketiyor ve geleceğimizi tehdit ediyor. Dünya bu kirli oyunun farkına varıp harekete geçmişken, sosyal medyanın üç maymunu rol yapması asla kabul edilemez. Raflardaki o şık paketler, aslında gıda değil; tütün baronlarının yeni nesil “tatlı” sigaralarıdır.
Bugün ne yediğinize tekrar bir göz atın. Çünkü tabağınızda yalnızca yemek değil, bir endüstrinin sizi kontrol altına alma planı da olabilir.
Yemek Kültürü Araştırmacısı ve Yazarı A. Nedim Atilla
atilla.nedim@gmail.com
Odatv.com
