4 bin yıl önce Orta Anadolu halkı neler yiyordu I Kayseri’de 4 bin yıl önce de lezzetli bir mutfak vardı
Asur’da biranın temel bileşeni arpa iken, Kaniş’te buğday da eklenebiliyordu. Biranın hazırlanması evin kadınlarının işi olup; ihtiyaç duyulduğunda genellikle günlük olarak, depolanmış malt ve bira ekmekleri kullanılarak yapılırdı. Metinlerde, arpadan elde edilen bappirum yani “bira ekmeği ve mayası” da sık geçmektedir.
Üç çeşit bira üretilebiliyordu: marnuātum-birası, mazītum-birası, tabalātum-birası.
Sulama yapılan bahçelerde soğan, bakliyat ve diğer sebzelerin yanı sıra üzüm ve meyve ağaçları da yetiştirilirdi. Suyun büyük bölümü, şehrin kuzeyinde bulunan Sarımsaklı Nehri’nden alınır, hendekler aracılığıyla bahçelere ulaştırılırdı. Bazı tarlalar sulanırken, bazıları bir kuyunun yanına yakın konumlanmıştı. Su erişimi
önem arz ediyor ve kullanım önceliği, nehrin yukarısındaki arazilere verilerek geleneksel yöntemlerle düzenleniyordu. Anadolu’daki bir satış sözleşmesinde olduğu gibi, su hakları da sözleşme ile tanımlanabilmekteydi.
Tabletlerde yalnızca birkaç sebze ve meyve türünden bahsedilmektedir. Bu tabletlere göre, yetiştirilen meyveler arasında ilk sırayı üzüm (ka/irānum) almaktadır. Sonrasında ise ürünler şu şekilde sıralanabilir: Sumkūm “soğan”, kiššanum baklagillere ait bir sebze, tittum “incir”, lurmum “nar”, allānum “meşe palamudu”/ “fındık”, kamūnum “kimyon”, kisbirrītum “kişniş”, kuddimmum “bir tür kekik” ve azupīrum/azappurum “safran”.
Tarım ve hayvancılık, eski Yakın Doğu’nun temel ekonomik faaliyetleri ve ana geçim kaynaklarıydı. İnsanlar, köylerinin etrafında otlatılan birkaç koyun ve keçiya sahipken, göçebe topluluklar yaz otlaklarına büyük koyun ve keçi sürülerini götürürdü. Asur ve Kaniş’te ayrıca at, domuz ve kuş yetiştiriliyor; daha zengin bir diyet için avlanma ve balıkçılık faaliyetleri de yapılıyordu.
Asur ile Anadolu arasındaki ticari etkileşim, yerel ekonomileri canlandırmış; eşek, koyun yünü ya da öküz gibi çeki hayvanları için güçlü bir pazar oluşturmuştur. Koyun, keçi, öküz ve domuz; dört ana besin hayvanının temsilcisiydi. Koyunlar yünleri için, öküzler ise iş gücü olarak kullanılmıştır. Anadolu insanı menülerine, domuz ve balık gibi av hayvanlarını da dahil etmiştir.
Metinlerde, süt ürünlerine dair koyun ya da inek sütü örneklerine rastlanmaz çünkü raf ömürleri çok kısadır. Kültepe’de yapılan zooarkeolojik çalışmalar, Anadolu ve Asur toplumlarının et tedarik yöntemlerindeki farklılıkları ortaya koymuştur. Anadolu insanı doğrudan et temin ederken, Asurlular dolaylı tedarik yöntemlerine başvuruyordu. Asurlar, Anadolu’ya bağımlı olarak çoğunlukla koyun ve keçi eti, hatta bazen pişmiş et satın alıyordu.
Arka bahçelerde, Anadolu kadınlarının et tüketiminin yanı sıra yağ ve domuz yağı üretimi için besledikleri domuzlardan da örnekler görmekteyiz:
Kültepe tabletlerinde meyve isimleri, sebze isimlerinden daha sık geçer. Tabletlere göre, yetiştirilen meyveler arasında ilk sırayı üzüm almaktadır. Kültepe tabletlerinde, üzüm hem asma hem de şarap anlamında kullanılarak, Akadca ka/irānum ve Sumerce GEŠTİN terimleriyle ifade edilmiştir. Üzüm, meyve olarak tüketilmesinin yanı sıra çeşitli işleme tabi tutulduktan sonra şarap olarak da kullanılmıştır.
̧Şarap, ticari bir ürün olarak hem Asur hem de yerli belgelerde yer almaktadır. Asurlu tüccarların Anadolu-Mezopotamya arasındaki kervan yolculuklarındaki harcama listelerinde ve yazışmalarda, sipariş edilen ürünler arasında şarap da bulunmaktaydı.
Üzümlerin toplanması, Anadolu tarım takviminde önemli bir tarihti. Anadolu insanı veya Asurlar ile Anadolu arasındaki borç ödemelerine dair birçok örnek bulunmaktadır. Anadolu halkı, bağ bozumundan önce, bozum sırasında veya sonrasında borçlarını ödemek durumunda kalmıştır.
Şarap, Anadolu insanı için sıradan bir içecek değildi. Bir metinde “GAL karānim” ifadesi, “şarap üretiminden sorumlu kişilerin amiri” olarak geçmekte; bu, şarap hazırlama ve sunumundan sorumlu kişilerin meslek edindiğini ve şaraba verilen önemin altını çizmektedir. Muhtemelen bu kişiler, kral yemeklerinde veya tanrılara adanan bayram törenlerinde/s festivallerde, hem şarap sunan hem de saray ihtiyacını karşılayan kişilerdi.
