Blog

Afrodizyaklar gerçekten işe yarıyor mu

İstiridye tabağı, biraz bitter çikolata veya bir avuç nar tanesi… Yüzyıllardır bu yiyeceklerin aşkı ve tutkuyu artırdığına inanılıyor. Hatta “afrodizyak” kelimesinin bile kökeni, Antik Yunan’ın aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’e dayandırılıyor. Peki bu ün gerçekten hak edilmiş mi, yoksa afrodizyak etkilerinin büyüklüğü sadece hayal gücümüzün bir yansıması mı?

AFRODİZYAK KAVRAMININ KÖKENLERİ YÜZYILLARA DAYANIYOR

Geçmişten günümüze, insanlar bazı besinlerin beden ve zihni canlandırdığına inanmışlar. Bu inancın temelinde, yiyeceklerin içeriğine ek olarak görünüşleri, kokuları ve onlara yüklenen sembolik anlamlar da bulunuyor.

Mutfak tarihçisi Dr. Ursula Janssen, afrodizyakları altı farklı kategoriye ayırıyor. Bazı besinler, şeklinden ötürü insan vücudunu çağrıştırırken, bazıları doğurganlıkla ilişkilendiriliyor. Tarçın, zencefil ve acı biber gibi baharatlar ise eski tıpta “vücudu ısıtan” yiyecekler olarak değerlendirilmiş. Egzotik ve pahalı gıdalar da tarih boyunca lüksün ve baştan çıkarmanın simgesi olmuştur.

Günümüzde ise araştırmalar, bazı besinlerin dolaylı yoldan cinsel yaşamı destekleyebileceğini ortaya koyuyor; fakat bu durum sihirli bir etki sayesinde gerçekleşmiyor.

Örneğin, çilek ve nar gibi antioksidan yönü güçlü meyveler, kan dolaşımını desteklemekte; bitter çikolata ise serotonin ve feniletilamin gibi bileşenleri aracılığıyla ruh haline olumlu katkılar sağlamaktadır.

Maca kökü üzerinde yapılan bazı çalışmalar da dikkat çekici. Özellikle libido ve enerji seviyeleri üzerindeki olumlu etkilerini bildiren araştırmalar olsa da bilim insanları, daha geniş kapsamlı klinik çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

İstiridye ise yüksek çinko içeriği sayesinde uzun yıllardır afrodizyakların başında yer alıyor. Çinko, hormon üretiminde görev alan önemli minerallerden biri olsa da, birkaç istiridyenin mucize yaratacağına dair güçlü bilimsel kanıtlar mevcut değil.

BAHARATLARIN ÖNEMİNİN ARDINDAKİ SEBEP NEDİR?

Tarçın, zencefil, muskat ve acı biber gibi baharatların ortak yönü, dolaşımı hızlandırmaları ve vücutta sıcaklık hissi uyandırmalarıdır.

Özellikle zencefil ve tarçın, tarih boyunca hem Doğu hem de Batı mutfaklarında sofralara canlılık katmasıyla bilinirken, günümüzde de romantik sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

Bazı gıdaların aşkın simgesi olduklarına inanılıyordu - Resim : 2

ESAS AFRODİZYAK BELKİ DE ORTAMDIR

Uzmanların en çok vurguladığı nokta psikolojidir.

Özel bir akşamda, hoş bir ortamda ve sevdiklerinizle paylaşılan bir yemek; mum ışıkları, müzik ve sıcak sohbetle birleştiğinde, o yemeğe yüklenen anlam daha da güçlenir.

Beslenme uzmanlarına göre, afrodizyak etkisinin önemli bir kısmı tam da bu atmosferden kaynaklanıyor. İnsan beyni, beklentilere karşı oldukça duyarlıdır; bir yemeğin “özel” olduğuna inanmak bile ruh halini ve deneyimi değiştirebiliyor.

Bu bağlamda, Anthony Bourdain’in yıllar önce dile getirdiği şu söz hâlen geçerli: “İyi yemek, iyi hissettirir.”

Ve kendinizi iyi hissettiğiniz bir sofrada, paylaşım ve lezzetin oluşturduğu atmosfer çoğu zaman en güçlü afrodizyaktır.

Odatv.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir