Dünya Süt Günü’nde üretimden çocuk beslenmesine uzanan alarm veren tablo I Dünya Süt Günü ne zaman
Şimdi size ilham verici bir İngiltere örneğinden bahsedeceğim.
1946 yılında İngiliz yönetimi, ülke genelindeki her çocuk için ücretsiz okul sütü dağıtım programını başlattı. Beş yaş ile on beş yaş arasındaki çocuklara, her okul günü yaklaşık 190 ml tam yağlı süt veriliyordu. Bu süt, doğrudan İngiltere’deki süt çiftliklerinden temin ediliyordu.
Okul kapılarına bırakılan küçük cam şişeler, üstü folyo kapaklı olarak metal kasalarda saklanıyordu. Sıcak havalarda teneffüse kadar güneş altında bekletilen süt, hafif alışılmadık bir tada sahip oluyordu—bugün bile birçok İngiliz yetişkin, o eski tadı net bir şekilde hatırlamaktadır.
Okul sütü sayesinde büyüyen nesil, antropometrik ölçümlere göre kaydedilen en sağlıklı İngiliz çocukları arasında yer aldı. Ortalama boy uzaması sağlandı, kemik yoğunluğu arttı, şekerli gıdalara rağmen diş sağlığı iyileşti ve demir eksikliği azaldı. Savaş sonrası dönemde Sağlık Bakanlığı tarafından toplanan büyüme verileri, süt programının başlamasıyla her yıl düzenli ve ölçülebilir bir gelişmeyi ortaya koydu.
1971 yılında, dönem Eğitim Bakanı Margaret Thatcher, yedi yaş üzeri çocuklar için ücretsiz süt dağıtımını sonlandırdı. Medya ona “Süt Hırsızı Thatcher” lakabını taktı. Yoğun eleştirilere maruz kalmasına rağmen kararını geri çekmedi.
Bundan sonraki nesil, süt tüketmeden büyümüş olduğu için, önceki nesle kıyasla ölçülebilir şekilde daha az sağlıklı oldu. Bu durum, büyüme grafikleri, diş kayıtları ve yapılabilen askerlik sağlık kontrolleriyle açıkça ortaya kondu.
Sütün sağladığı kalsiyum, D vitamini, A vitamini, tam amino asit profili, konjuge linoleik asit ve büyüyen iskeletin genetik potansiyeline ulaşmasını destekleyen yağda çözünen besinler, sabah teneffüsünde folyo kapaklı cam şişelerle sunulmuyordu. Yerine, çoğu zaman hiçbir şey gelmiyor, bazen meyve suyu kutuları ya da 1990’larda okul koridorlarında rastlanan otomat makinelerinden çıkan cips paketleri yer alıyordu.
Bugün süt içen nesil yetmişli ve seksenli yaşlarında; kendilerinden sonraki nesillere göre daha uzun boylu, daha güçlü kemik yapısına sahip ve daha uzun ömürlüler. Sütün mucizevi bir iksir olmadığını söylemek gerek; süt sadece süt idi. Ancak devletin bir dönem kabul ettiği makul bir bedelle, vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri zamanında sağlamıştı. Bu destek sona erdiğinde, ödenen bedel çok daha yüksek oldu.
GIDA MÜHENDİSLERİ NE DİYOR?
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası tarafından yayımlanan güncel bildiri, Türkiye’de süt sektörü ve çocuk beslenmesi arasındaki uçurumun ne denli genişlediğini çarpıcı verilerle gözler önüne seriyor. Sütün sadece ticari bir meta veya sıradan bir ekonomik tercih olmadığını hatırlatan bu açıklama, toplumsal refahın ve geleceğimizin teminatı olan çocuk sağlığının kamucu politikalarla nasıl doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Ulusal Süt Konseyi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan veriler, hayvancılık ve süt üretiminde alarm zillerinin çaldığını gösteriyor. Birçok gelişmiş Avrupa ülkesinde kişi başına yıllık içme sütü tüketimi yaklaşık 100 litre iken, ülkemizde bu oran yalnızca 39 kilogram civarında seyrediyor. Bu ciddi tüketim açığının altında, yerli üretimdeki keskin düşüş ve maliyet krizlerinin etkisi yatıyor.
TÜİK verilerine göre, 2019 yılında 22,9 milyon ton olan çiğ süt üretimi, kronik sorunların etkisiyle 2023 yılında 21,4 milyon tona gerilemiş durumda. Daha da endişe verici olan, aynı dönemde sağılan hayvan sayısının 31,9 milyondan 25,8 milyona düşmüş olması.
Yüksek yem maliyetlerinin baskısı altında ezilen üreticilerin yeterince desteklenmemesi, çiğ süt alım fiyatlarının maliyetleri karşılayamaması ve kırsal alanlardaki yapısal çözülme, hayvancılığın sürdürülebilirliğini olumsuz etkiliyor. Üreticiler üretimden çekildikçe süt miktarı azalıyor, süt azaldıkça fiyatlar yükseliyor ve nihayetinde en temel gıda maddesi olan süt, dar gelirli aileler için ulaşılamaz bir lüks haline geliyor.
