Herkes ödüllü ama gerçekten kim iyi; zeytinyağında altın madalya oyunu I Edremitli kadın üreticinin büyük başarısı
Daha önceden de “ciddiye alınacak” pek çok ödüle layık görülmüştü…
Bu “ciddiye alınacak” ifadesini bilinçli olarak tercih ettim. Zeytinyağı dünyasında, son yıllarda madalya ve ödül sistemleri, üreticiler için bir pazarlama aracı haline gelirken; tüketiciler için de adeta “bilgi kirliliği” yaratan bir labirente dönüşüyor. Avrupa merkezli düzenlenen onlarca yarışmadan bazıları gerçek kaliteyi tescillese de, bazıları yalnızca katılım ücretini ödeyen herkese “altın” sunan ticari organizasyonlardan ibaret.
“Pay-to-Win” (Öde ve Kazan) Sistemi Nasıl İşliyor?
Pek çok itibarsız yarışma, gelir modelini tamamen üreticiden alınan “katılım bedellerine” dayandırıyor. Sistem oldukça basit; Yüksek Katılım Ücretleri ödeniyor. Numune başına 300-500 Euro civarı rakamlar talep ediliyor. Bol Keseden Ödül… Yarışmaya katılan 500 yağın 450’sine (Altın, Gümüş, Bronz, Mansiyon gibi isimler altında) ödül veriliyor. Böylece her üretici evine bir sertifikayla dönüyor. Pazarlama Malzemesi Satışı… Ödül kazandıktan sonra şişelere yapıştırılacak “madalya çıkartmaları” da yine bu organizasyonlar tarafından üreticiye fahiş fiyatlarla satılıyor.
Şimdi “Ciddiye alınması gereken yarışmaların farkı nedir?” diye sormak normal. İddianız yerinde. Gerçek anlamda prestijli yarışmalar (örneğin İspanya’dan Mario Solinas, İtalya’dan Organizasione Laboratorio Esperti Assaggiatori (OLEA), L’Orciolo d’Oro veya NYIOOC gibi köklü organizasyonlar) ödül sayısını kısıtlayıp panelistlerini dünyanın en iyi tadımcıları arasından seçiyor.
Yarışmanın arkasındaki tadım panelinin Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC) standartlarına uygunluğu en belirleyici kriterdir.
Ben de arada sırada zeytinyağı tadımına davet ediliyorum, orada “Kör Tadım Sertliği” diye bir durumdan bahsediyorum. Saygın yarışmalarda “kusurlu” bir yağın (örneğin aşırı ısınma, bulanıklık, oksidasyon vb.) tesadüfen ödül alması mümkün değildir. Ancak ticari yarışmalarda bazen duyusal analiz yapılmadan, sadece kimyasal analiz raporuna bakılarak ödül verildiği bilinmektedir.
Türkiye’de zeytinyağı bilinci henüz yeni yerleşiyor. Tüketici, market rafında parlayan bir “Gold Award” etiketine bakarak o yağın en iyisi olduğunu varsayabiliyor. Marka sadakati oluşturmak için yıllarca çalışmak yerine, 3-4 farklı yarışmaya (katılım ücreti ödeyerek) girip “Uluslararası Ödüllü Yağ” etiketiyle piyasaya çıkmak daha pratik gözüküyor. Sonrasında, üzerinde 5 tane madalya yazan bir yağ, içeriği ne olursa olsun, tüketiciye yüzde 30-40 daha yüksek bir fiyata sunulabiliyor.
İşte Selin Ertür, bu yarışmaların en ciddisi olan Organizasione Laboratorio Esperti Assaggiatori’de (Zeytinyağı Eksperleri Birliği Laboratuvarı) “olmaz-olmaz” kriterini ilk kez 5 damla ile kazanarak ülkemize büyük bir şampiyonluk getirdi.
Selin ile konuştum; şu bilgileri aktardı: “Bu yarışmaya dördüncü defa katılıyorum. Yarışma, İtalya içi üreticiler için ve ayrıca Akdeniz Havzasındaki üreticiler için ayrı ayrı düzenleniyor. Yani iki farklı kategoride… Akdeniz Havzası bölümünde de çok sayıda İtalyan katılımcı yer alıyor ve ödüller ‘Akdenizin Altınları’ adı altında veriliyor. Akdeniz için düzenlenen yarışmanın bu yılı 15. yılı. 90-100 puan arası alan yağlara (5 Damla) ‘5 Gocce’ ödülü veriliyor ve bu, Akdeniz Altınları olarak adlandırılıyor. 85-90 puan alanlara 4 Gocce (4 damla) veriliyor. Bu sene, Selatin Dereli serisi ile ilk kez 5 Gocce ödülü aldım yani 90-100 puan arası bir skor elde ettim. Selatin Edremit ile 4 damla, 85 puan aldım. İkisi de orta meyvemsi sınıfında yer alıyor. Yarışma, akredite laboratuvardan analiz raporu talep ediyor. İzmir’de Tariş’in laboratuvarında bu tahlili yaptırdım ve analiz onaylandı.”
Bu yıl, geçen yıl ve önceki dönemlerle birlikte Türkiye’den ödül kazanan tek isim yine Selin oldu. Her zamanki gibi Edremit Yağlık ile yarıştı.
